Yaş ilerledikçe zaman zaman isimleri hatırlayamamak veya bir randevuyu unutmak normal karşılanabilir. Ancak unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkilemeye başlaması, altında yatan nedenlerin araştırılmasını gerektiriyor.
Unutkanlık ve demans arasındaki ilişkiyi Memorial Göztepe Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Rahşan Adviye İnan değerlendirdi. İnan, her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediğini belirterek, günlük yaşamı etkileyen ve giderek artan unutkanlıkların yaşlılıktandır denilerek göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Demans, beyin hücrelerinin zarar görmesine bağlı olarak düşünme, hatırlama, dikkat ve konuşma gibi zihinsel işlevlerin günlük yaşamı etkileyecek düzeyde kaybedilmesiyle ortaya çıkan bir sendrom olarak tanımlanıyor. Tek bir hastalık olmayan demansın en sık görülen nedeni Alzheimer hastalığı. Yaş ilerledikçe hafızanın eskisi kadar hızlı çalışmaması ise tek başına Alzheimer veya demans anlamına gelmiyor.
Hangi belirtiler önemsenmeli
Aynı hikâyeyi kısa aralıklarla tekrar anlatmak, yakın zamanda yaşanan olayları tamamen unutmak, para hesabında veya ilaç kullanımında sık sık hata yapmak ve daha önce iyi bilinen yerlerde yolu karıştırmak, değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.
Demans yalnızca hafızayı etkilemeyebiliyor. Kelime bulma, planlama ve yön bulma güçlüklerinin yanı sıra bazı kişilerde kişilik özelliklerinde değişiklikler de görülebiliyor. Uyku bozuklukları, depresyon, vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar da unutkanlığa yol açabiliyor. Bu nedenle giderek artan unutkanlıkların nörolojik açıdan değerlendirilmesi önem taşıyor.
Demans riski nasıl azaltılır?
Yaş ve genetik yatkınlık demans açısından önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte yaşam boyunca değiştirilebilen bazı risk faktörlerinin azaltılmasının demans vakalarının yaklaşık yüzde 45'inin önlenmesi veya geciktirilmesiyle ilişkili olduğu belirtiliyor.
Bu risk faktörleri arasında düşük eğitim düzeyi, işitme kaybı, tedavi edilmemiş görme kaybı, yüksek LDL kolesterol, hipertansiyon, diyabet, obezite, depresyon, sosyal izolasyon, travmatik beyin hasarı, fiziksel hareketsizlik, sigara, aşırı alkol tüketimi ve hava kirliliği bulunuyor.
| Yaş aralığı | Öneriler |
|---|---|
| 40'lı yaşlar | Tansiyon ve kolesterol kontrolü, düzenli egzersiz, işitme kaybının ihmal edilmemesi |
| 50'li yaşlar | Diyabet ve obezitenin kontrolü, Akdeniz tipi beslenme, sosyal ve zihinsel aktif yaşam |
| 60 yaş sonrası | Sosyal izolasyondan kaçınma, işitme ve görme sorunlarının tedavisi, düzenli uyku, stres yönetimi |
Erken tanı neden önemli?
Erken tanı, tedavi edilebilir başka nedenlerin araştırılması ve uygun tedavilerin zamanında başlanması açısından önemli. Erken değerlendirme ayrıca hastalığın seyri hakkında bilgi edinilmesine ve kişinin ailesiyle birlikte geleceğe yönelik planlama yapmasına yardımcı olabiliyor.
Alzheimer hastalığında beyinde biriken beta-amiloid proteinini hedefleyen yeni nesil bazı ilaçların, erken evredeki uygun hastalarda bilişsel gerilemenin hızını yavaşlatabildiği belirtiliyor. Ancak bu tedavilerin her Alzheimer hastası için uygun olmadığı vurgulanıyor. Tedavi öncesinde biyobelirteçlerle doğrulama yapılması, hastanın tedaviye uygunluğunun değerlendirilmesi ve süreç boyunca yakın takip ile düzenli beyin MR'larının yapılması gerekebiliyor.
Kaynak: Çankırı Postası haberi. İlgili kurum: Sağlık Bakanlığı






