Trump gibi bir çılgının ABD gibi bir ‘süper güç’ün başkanlığına seçilmesinden daha kötü ne olabilir/di?
Cevap: İkinci kez seçilmesi!
İkisi de oldu. Tarihin gördüğü en ‘değişik’ adam ABD’de önce 2017 yılında, sonra da 2025 yılında iki kere başkan oldu.
ABD ara ara çok düşük profilli başkanlar görmüştü (iki Trump döneminin arasında 2021-25 döneminde başkanlık yapan Joe Biden, çok düşük profilli kalmış ve kendinden sonraki dönem için tekrar aday olan Trump’ın işini kolaylaştırmıştı. ABD halkının Trump gibi birini nasıl başkan seçebildiğine anlam veremeyenler, Biden gibi birinin bile başkanlık yaptığı hatırlatılınca ‘Tamam, olur!’ demişti.) ama Trump onlardan biri değildi tabii; hatta fazlasıyla yüksek profilli oldu. Hem ülkesi hem yakın çevresi (Venezuela’nın devlet başkanını kaçırdı, Küba’ya aynı şeyi yapacaktı neredeyse, Brezilya’nın devrik liderini yargıdan ve halktan kaçırdı, Kanada’yı ilhak etme hevesini saklamadı vs.) hem de dünyanın geri kalanı için adeta bir silindir oldu; ezdi geçti, yıktı yok etti, korkuttu sindirdi!
İnsanlık Trump’ın şerrinden hala çok endişeli…
Hala…
Yani 3 Kasım seçimlerini kaybetmiş olmasına rağmen… ABD’de diğer ülkelerdekinden daha güçlü olduğu söylenebilecek Yasama’nın yani Kongre’nin iki kanadını oluşturan Temsilciler Meclisinde ve Senato'da çoğunluğu kaybettiren seçim sonuçlarına rağmen…

(3 Kasım, ABD’de ara seçimin tarihiydi, Türkiye’de de Ak Parti’nin iktidara gelişinin tarihi… 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki 14 aylık parti 24 yıllık iktidarını sürdürüyor; hem de ne iktidar… Önüne çıkan bütün partileri ezdi geçti bu süreçte, son yerel seçimlerin dışında bütün seçimleri kazandı; bu süreçte birçok ülkede birçok güçlü lider kaybedip/kaybolup giderken Erdoğan başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülkenin yönetiminde kalmayı başardı. Hal böyle iken ‘Trump kaybetti, Erdoğan da kaybeder!’ modunda -yine Erdoğan’ın deyişiyle- ‘selden kütük kapma’ yarışına giren siyaset ve medya esnafının hali de ibretlik! ‘Erdoğan Trump’tan önce de kazandı, Trump’tan sonra da kazanacak’ diyen Ak Parti çevreleri haklı yani…)
Dünyadaki Trump endişesinin haklı nedenleri var; o bir ‘topal ördek’ olsa da yani bazı işlerde kendi başına karar verme yetkisini kaybetmiş olsa da ne yapacağını, hangi kötülükleri körükleyeceğini tahmin etmek kolay değil. ‘Ben yaptım, oldu!’ şeklinde işleyen Trump düzeni, kendisinin bu oldu bittilerine gözü kapalı destek veren Pete Hegseth (Savunma Bakanı) gibi insanlık düşmanı tiplerin desteği ve ittirmesiyle aynı şekilde işleyebilir. İran’da, Gazze’de, Yemen’de mazlum, mağdur, fakir fukara insanlar yine hedef alınabilir, Körfez’in şeyhleriyle ve kendisinden keramet gören diğer liderlerle iş birliği halinde farklı coğrafyalara/toplumlara ‘demokrasi götürme’ye devam edebilir…
Allah şerrinden korusun…
Türkiye’deki ana akım medya 2017’de Trump’ın seçilmesini büyük bir coşkuyla karşılamış, Hillary Clinton’u ve Demokratlar’ı ezip geçtiği, sandıkları patlattığı ‘haber’ ve ‘yorum’ları yapılmıştı. Aynı medya Trump’ın kaybedişini de büyük başlıklarla verdi ama o kadar ‘yüksek profil’ sergileyemedi. Ne de olmasa Trump bir ‘dost’tu! Düşene vurmak olmaz/dı…
Trump’ın İran, Gazze, Yemen ve daha birçok yerdeki çılgınlıklarına Erdoğan/iktidar bağımlılığı sebebiyle laf edemeyen, şöyle rahatça, içinden geldiği gibi, öfkeyle ‘Kahrolsun Amerika!’ diyemeyen İslamcısıyla İslamsızıyla yandaş medya aparatları, loser Trump için ‘Oh olsun, beter olsun!’ diyemiyor. Erdoğan çıkar da bir gün Trump ve yönetimi hakkında kötü sözler etmeye başlarsa bizim İslamcılarımız da belki o zaman fabrika ayarlarına döner ve dünyanın baş belasının hak ettiği lanetleri okumaya başlar…
Hasılı…
ABD’de Cumhuriyetçilerin hele de Trump gibi bir Cumhuriyetçinin kaybetmesi dünyanın selameti bakımından ehven-i şerdir; kötünün iyisidir. ‘Türkiye için Cumhuriyetçiler, dünya için Demokratlar iyidir’ yakıştırması aslında eski Türkiye için geçerli olmalıydı… Türkiye için insan hakları, özgürlükler, demokrasi eleştirisi/vurgusu yapan Demokrat Partililer ve onların paralelindeki ABD ve Avrupa merkezli örgütler, bu alanlarda iyi olmadığımız dönemlerde tepki görür/dü ülkemizde. Ama eğer bu alanlarda iyiysek, iyi olacaksak ‘demokrasi, hak, hukuk’ derdi olmayan Cumhuriyetçi/Trump’çı zihniyetlerle bizim de iş tutmamamız icap eder…






