Bir itirafla başlayayım. Bir dönem telefonumun notlarında "Neden hep ben?" başlıklı bir liste vardı. Evet, liste. İnsan kendi aksiliklerini madde madde kaydetmeye başlayınca bir tür arşivciye dönüşüyor. Titiz, düzenli ve biraz da dertli.
Liste uzundu. Ama asıl dikkatimi çeken uzunluğu değil, tekrarıydı. Aynı cümleler, farklı tarihlerle, inatla karşıma çıkıyordu.
Özel sektörde çalıştığım yıllarda bu listeye en çok toplantı çıkışlarında madde eklerdim. Şirket değiştirdim, bina yükseldi, asansör hızlandı. Üç ay sonra akşam sekizde ışığı açık kalan tek masa yine benimkiydi. Değişen tek şey manzaraydı.
Bu döngü neden hep bana denk geliyor?
O listeden birkaç madde paylaşayım:
- Maaş günü. Sevinç sabah dokuzda başlar, akşam altıda biter.
- Yeni iş. Yeni masa, yeni kahve makinesi, aynı angarya.
- İlişkiler. İsimler değişir, son konuşma hep aynı cümleyle biter.
- Aile sofraları. Aynı soru, aynı cevap, aynı sessizlik.
- Pazartesiler. Onlar zaten ayrı bir dosya.
Uzun süre bunun şanssızlık olduğuna inandım. Sanki evrende adıma açılmış bir şikayet dosyası vardı ve biri her ay ona yeni bir sayfa ekliyordu. Kolaydı da. Hele arkadaşlarla çay eşliğinde anlatınca neredeyse keyifli bile oluyordu. Suçu bir yere bırakınca insanın kendine bakmasına gerek kalmıyor.
Hayat aynı dersi yeniden anlatıyor
Sonra bir sabah, yine tanıdık bir hayal kırıklığının ertesinde, aklıma şu geldi: Belki bu bir ceza değil. Belki bir tekrar. Okulda anlamadığımız konuyu öğretmen bir kez daha anlatırdı ya, öyle bir şey. Sınıfta kalalım diye değil, anlayalım diye.
Maddi sıkıntının bana anlattığı şey aslında parayla değil, ihtiyaçla ilgiliydi. Neyin gerçekten eksik, neyin sadece istenmiş olduğunu ayırt edemiyordum. İşteki döngünün dersi "hayır" diyebilmekti. İlişkilerdeki döngünün dersi, beklentilerimi başkasının omzuna yüklememek. Ailedeki döngününki ise kabul ve sabır. İlk yazımda nefse değil ruha hizmet etmekten bahsetmiştim. Her döngünün altında aynı soru yatıyordu: Ben şu an kime hizmet ediyorum?
Kur'an'da "Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez" buyrulur (Bakara Suresi, 286. ayet). Bu ayeti okuduğumda ilk kez şunu düşündüm: Önüme tekrar tekrar gelen yük, taşıyabileceğim bir yükmüş. Sadece onu taşımanın yeni bir yolunu öğrenmem gerekiyormuş.
Döngüyü kırmak küçük bir adımla başlıyor
Bazen döngüden çıkmak da küçük bir yas ister. Eski bir alışkanlığa, eski bir "ben"e veda etmek gibi. Çok inandığımız bir şeyin kaybını konuştuğumuz yazıdaki gibi, burada da bırakmak sanıldığından daha cesur bir iş.
Ben o listeyi silmedim. Sadece başlığını değiştirdim. Artık "Neden hep ben?" değil, "Bu bana ne öğretiyor?" yazıyor. Maddeler aynı, bakış farklı. Ve garip bir şekilde liste kısalmaya başladı. Hala bazı pazartesiler eski soruyla uyanıyorum, itiraf edeyim. Ama artık o soruya cevap vermeden önce bir nefes alıyorum. Küçük bir adım, biliyorum. Ama döngüler de zaten küçük adımlarla kurulmuştu, küçük adımlarla çözülüyor.
Bugün size bir soru bırakayım: Sizin listenizde en çok tekrar eden madde hangisi? Ve o madde size ne anlatmaya çalışıyor olabilir?
Cevaplarınızı, itiraflarınızı, kendi listelerinizi X hesabımdan (@ayshe_colak) ya da Instagram hesabımdan (@ayse_colak_ayshe) bana yazabilirsiniz. Hepsini okuyacağım. Söz.





