Bizim kültürümüzde yas denince akla hemen siyah kıyafetler, kapı önüne dizilen ayakkabılar ve komşunun getirdiği o sıcak yemek gelir. Birini toprağa verirsiniz, herkes acınızın adını bilir. Omuzunuza dokunurlar, başsağlığı dilerler, birkaç hafta kimse sizden neşeli olmanızı beklemez. Peki ya kimsenin cenaze namazını kılmadığı kayıplar? İçinizde sessizce gömdüğünüz bir güvenin, uğruna uykusuz kaldığınız bir hayalin ya da gözünüz kapalı inandığınız bir insanın aslında hiç de sandığınız gibi çıkmamasının yası?

İşte en ağır yas süreci genellikle kimsenin size başsağlığı dilemediği o sessiz yıkımlarda başlar. Sabah kalkıp işe gidersiniz, çayınızı karıştırırsınız, mesajlara normal cevaplar verirsiniz ama içinizde koca bir bina çökmüştür. Geçen hafta ilk yazımda kendini keşfetme yolculuğunda açık kalan o soğuk pencereden bahsetmiştim; bazen o pencereyi ardına kadar açan şey, sırtımızı yasladığımız duvarın aslında kartondan olduğunu fark ettiğimiz o ilk andır.

İnsanın çok inandığı bir şeyi kaybetmesi, sadece bugünü değil, geçmişte o inanç uğruna verdiği emekleri ve gelecekte kurduğu hayalleri de aynı anda elinden alır. Acının bu kadar keskin olmasının sebebi tam da bu üçlü kayıp.

Yas süreci nasıl atlatılır?

Yas süreci, acıyı yok sayarak ya da hemen yeni bir hedefle üstünü örterek değil, kaybedilen inancın bıraktığı boşluğu dürüstçe kabul edip duygulara alan açarak atlatılır. Psikolojide inkar, öfke, pazarlık, çöküş ve kabulleniş olarak anlatılan o beş aşama, düz bir merdiven gibi çıkılmaz; bir gün kabullendiğinizi sanırsınız, ertesi sabah kahve kupasını elinize aldığınızda kendinizi yeniden öfkenin ortasında bulursunuz.

Bu süreci sağlıklı atlatmanın ilk şartı, kendinize "Bunda bu kadar üzülecek ne var, kimse ölmedi ya" demeyi bırakmak. Kalbinizin kırıldığı, zihninizin yanıldığı bir dönemin ardından hemen güçlü görünmek zorunda değilsiniz; yaranın kapanması için önce kanadığını kabul etmek gerekiyor.

Sonbahar yapraklarıyla kaplı sisli orman yolu ve boş ahşap bank
Çok inandığımız bir yolun sonuna geldiğimizi fark etmek, alışkın olduğumuz haritayı geride bırakıp sisin içindeki yeni patikaya adım atmayı gerektirir.

Sadece ölüm değil, çok inandığın bir şeyin kaybı

Özel sektörde çalıştığım yıllarda, bütün hayatını tek bir şirkete, tek bir unvana ya da tek bir projeye adayan çok insan gördüm. Kendimi de onlardan ayrı tutmuyorum. Sonra bir gün bir imza atılır, bir masa değişir ya da çok güvendiğiniz bir dostunuz ilk virajda sizi yalnız bırakır. O an kaybettiğiniz şey bir iş ya da bir ilişki değil; dünyayı adil ve güvenli bir yer sanma haliniz.

Çok inandığın bir şeyin kaybı, insanda tuhaf bir utanç duygusu da yaratır. "Nasıl göremedim, nasıl bu kadar saf oldum?" diye kendi kendinizi yargılarsınız. Oysa bir şeye kalpten inanmış olmak sizin kusurunuz değil, samimiyetinizin kanıtı. Yanlış bir adrese emanet edildi diye içtenliğinizden utanmayın; yükü sırtınızdan indirirken özünüzdeki o temiz niyeti çöpe atmayın.

Kırılan hayalin ardından ruhu yeniden dinlemek ve kabulleniş

Nefis, kayıplardan sonra hemen rövanş almak ya da hiçbir şey olmamış gibi vitrini yenilemek ister. Ruhun ihtiyacı ise bambaşka; o biraz durmak, yasını tutmak ve bu kırılmadan kendine düşen hikmeti toplamak ister. Eskiler "Her şerde bir hayır vardır" derken acıyı küçümsemezler; sadece bugün yıkım gibi görünen şeyin, yarın bizi gerçek yolumuza çıkaran bir kapı olabileceğini hatırlatırlar.

Kurumuş yaprakların ve çatlamış toprağın arasından çıkan taze yeşil filiz
Her büyük hayal kırıklığı ve sessiz veda, toprağın altında görünmeyen yeni bir filizin sabırla boy vermesine zemin hazırlar.

Yası atlatmak, kaybettiğiniz şeyi unutmak ya da hiç yaşanmamış saymak değil. Onu hayat hikayenizin bir parçası olarak doğru rafa kaldırmak ve elinizde kalan tecrübeyle yola devam edebilmek. Bugün çok inandığınız bir şey elinizden kayıp gittiyse, bırakın biraz canınız yansın. Çayınızı demleyin, pencerenin önüne oturun ve kendinize şefkat gösterin. Çünkü insan bazen en sağlam köklerini, en çok inandığı dallar kırıldıktan sonra toprağa salıyor.

Sizin de kimseye anlatamadığınız, sessizce içten içe yasını tuttuğunuz bir hayal kırıklığınız oldu mu? Bu yolculukta yalnız değilsiniz; içini dökmek isteyen herkesi X (@ayshe_colak) ve Instagram (@ayse_colak_ayshe) hesaplarımdan bekliyorum.